
"Beşiktaşlı Duruşu" lafını duymaktan darallar geçirmek üzereyim. Nedir bu duruş allah aşkına ya!? Bilen varsa, es kaza bu bloga uğrarsa ve üşenmezde beni bilgilendirse cahilliğimden kurtulmuş olacağım. Tutturmuşlar bir Beşiktaşlılık duruşu da Beşiktaşlılık duruşu! Her cümlenin içine de sokulmazki amına koyyim! Hayır nedir yani tam olarak bu büyük erdemler yüklenen duruş? Benim bildiğim sezonun ilk yarısında basın toplantısı düzenleyen ve "Beşiktaş'ı şampiyon yapmamaya programlanmış bir tezgah var" diyerek zır zır ağlayan, ardından sezonu çifte şampiyonlukla kapatan duruş olsa gerek o duruş. Ya da kendi futbolcularını sorgusuz sualsiz başka takımlara satan, sonrasında da "Yaptıkları kölelik düzenidir!" diye bize bok atmaya çalışan duruş olabilir mi o duruş? Ya da Galatasarayla yaptıkları her maç her ne hikmetse hep beklendiği gibi biten, kendi futbolcularına (Tümer'den bahsediyorum) 7'den 70'e tüm camiaca koskoca bir sezon boyunca her maç deliler gibi küfür edip sonrasında hangi yüzle olduğu anlaşılamayan bir şekilde bok atan, neredeyse her sene Fenerbahçe'de eskiden oynamış bir oyuncuyu transfer etmeyi bir kulüp geleneği haline getirip sonrada bizim için "Ezikler, mezikler" diyerek zırvalayan, anarşist takılıp en kıytırık bir hadisede emniyeti, valiyi, devleti göreve çağıran bir taraftar kitlesine sahip olan, kendileriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan FB-GS maçlarında bile (basketbol, voleybol, yüzme, kürek vs. her türlü spor dalı dahil) taraf tutarak GS'lileşen, aylarca bir maça odaklanıp (Liverpool maçı, Çarşı Grubu'ndan bir arkadaşım var o yüzden çok net biliyorum) 3-5 Dale Cavese tezahüratı yapıp kendilerini dünyanın en büyük taraftarı ilan eden, üstüne bir de Dale Cavese'nin kendilerinin bestesi olduğunu iddia ederek cahil cahil konuşan, Lucescu'nun "Ronaldo, Zago ve Cordoba'nın şike yaptıklarına dair duyumlarımız olmuştu o zamanda" ve Sinan Engin'in "Bu konularda konuşursam BJK zarar görür" sözlerine rağmen bu konunun üzerine gitmeyen, yıllarca "Şerefli ikincilik" diye bir şey icat eden ve sonrasında o şerefli ikinciliklerinin birincisi sarı-kırmızı renklerle enseye tokat olan, maç içinde sikini karıştıran, antrenman sahasına işeyen, zamanında Lens'de oynarken donunu indirip şeref tribününe kıçını gösteren, ota boka küfür eden Nouma'yı ilah yapan, Sakarya'da tribünlere karşı sikini avuçlayan adama sezon boyunca "Runjeeeeeee, Runjeeeeee" diye tezahürat etmelerine rağmen kendilerinin rakiplerine saygılı, uçana kaçana duyarlı bir taraftar kitlesi olduğunu iddia eden, ezeli rakiplerine karşı gole giderken kaleyi şaşırıp dağa taşa yönelen Sergen Yalçın'ı Beşiktaş Efsanesi yapan, 100. yılımızda "Bu seneki amacımız her zamanki gibi şampiyon olmak" diyemeyerek "Onları 100. yıllarında şampiyon yaptırmayacağız" diyen vs. gibi duruşlar da olabilir mi o meşhur duruş? E o zaman biz de deriz ki; o duruşa vuruş kaç kuruş?










Hep hor görüldü, itildi, kakıldı. Brezilyalılar, Arjantinliler, Hollandalılar ve benzerleri yeşil sahada resital yaparlerken, katenaçyo o şovları zehirlemeye çalışan bir virüstü. Hücuma karşı savunma, estetiğe karşı çirkin, gole karşı kısır, hücumcuya karşı savunmacı, sanatçı bilekli futbol tanrılarına karşı dirençli fulbol savaşçıları, çalıma karşı çelmeydi. Kazanmak için gol atmak gerekiyordu, ama o önce yememeyi düşünüyordu. Futbol katiliydi ve dışlanmalı, cezalandırılmalıydı. Allah belasını versindi!

